İkizler tek yumurta ikizleri (monozigotik) ve çift yumurta ikizleri (dizigotik)

İKİZ GEBELİK (İKİZ HAMİLELİK)
İKİZ BEBEKLER

Çoğul gebelikler içinde en sık görülen ikiz gebeliklerdir. İkiz gebelikler doğal yollar ile oluşmuş her 80 gebeliğin 1’inde gerçekleşmektedir. Bu oran gebelik için ilaç tedavisi alanlarda ve özellikle de tüp bebek çalışmalarında daha da artmaktadır.

İkizler tek yumurta ikizleri (monozigotik) ve çift yumurta ikizleri (dizigotik) olarak ikiye ayrılır. Monozigotlara “eş (identik)”, dizigotlara “kardeş (fraternal)” adı da verilmektedir. Tüm ikizlerin onda biri monozitotik  ikizleridir.

Dizigotik ikizler (Çift yumurta ikizleri): Burada aynı anda iki yumurta hücresi 2 sperm tarafından döllenmiştir. Bunların genetik yapıları aynı değildir o yüzden cinsiyetleri, görünüşleri farklı olabilir. Aynı anda anne karnında bulunan iki ayrı kardeş gibilerdir. Çift yumurta ikizleri >>

Bunlarda her zaman iki plesenta bulunur. Plesenta ve amniyonlari farklıdır.

Monozigotik ikizler (Tek yumurta ikizleri): Burada tekiz gebelikler gibi 1 yumurta 1 sperm tarafından döllenmiştir fakat daha sonra ikiye bölünecektir. Cinsiyetler her zaman aynı olur. Genetik yapıları aynıdır. Bu bölünme döllenmeden sonra ilk 3 gün içerisinde olursa diamniyotik dikoryonik (iki amniyon kesesi, iki plesenta), 4-8 günler arasında olursa diamniyonik  monokoryotik (iki amniyon kesesi, tek plesenta), 9-13 gün arasında olursa monoamniyotik monokoryonik (tek amniyon kesesi, tek plesenta) ikiz gebelik olur. En sık görülen diamniyotik monokoriyoniktir. 13. günden sonra olan bölünmelerin sonucu ise siyam ikizleri (yapışık ikizler) oluşur. Tek yumurta ikizleri >>

İkiz gebeliğin takibinde plesentanın tek ya da iki tane (monokoryonik-dikoryonik) olması çok önemlidir. Bunun ayrımı için 11-15 hafta civarında yapılan ultrason çok faydalı olabilir.

ikiz gebelik, ikiz hamilelik
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Çoğul gebeliklerde artan riskler:
– Abortus (düşük) riski daha fazladır.
– Erken doğum daha sıktır.
– Gebelikte yüksek tansiyon (preeklempsi ve eklempsi) daha sıktır.
– Bulantı kusma daha sıktır.
– Plesenta anomalileri daha sıktır. Plesenta previai dekolman plesenta…
– Kansızlık daha sıktır.
– Konjenital (doğuştan) anomali riski daha yüksektir (Monozigotiklerde daha da fazla)
– Serabral palsy (spastik özürlü) bebek daha sık görülür.
– İkizden ikize transfüzyon sendromu görülebilir.
– Kaybolan ikiz sendromu (vanishing twin syndrome) görülebilir.
– Monoamniotik ikizlerde kordon dolanması ve buna bağlı intrauterin ölüm riski yüksektir.

Kimlerde ikiz-üçüz gebelik daha sık görülür?
– Bazı ırklarda daha sıktır (Nijerya’da yaklaşık %5)
– İleri yaşlarda meydana gelen gebeliklerde (37 yaşta pik yapar): Bu yaşlarda gebe kalmak genç yaşlara göre daha zorlaşır ancak gebe kalındığında çoğun gebelik olma oranı fazladır.
– Annenin aile hikayesinde ikiz gebelik varsa şans artar (dizigotik ikizler için geçerli)
– Babanın ailesinde ikiz olması etki etmemektedir.
– Multiparite
– Günışığına fazla maruz kalan ülkelerde, yaz aylarında
– Uzun boylu ve kilolu kadınlarda
– Klomifen sitrat (yaklaşık %10) veya gonadotropin tedavisi ile gebe kalanlarda (%20-30)
– Monozigotik (tek yumurta) ikizi oluşma şansı hiçbir faktörden etkilenmemektedir, dünyanın heryerinde belli bir oranda sabittir (1/250), sadece tüp bebek uygulamalarında oranı artmaktadır.

Normal doğum mu sezaryen mi ?
Son yıllarda genellikle izlenen yaklaşım her iki bebeğinde başla geldiği durumlar dışında sezaryenle doğumdur. Her iki bebeğin başla geldiği durumlarda ise normal ya da sezaryen doğum kararı muayene bulgularına göre değişebilmektedir.
İkiden fazla bebeğin bulunduğu gebeliklerde ise her zaman sezaryen tercih edilmektedir.

Fetal redüksiyon (fetal indirgeme) nedir?
Fetal redüksiyon genellikle rahim içerisinde 3 ya da daha fazla fetusun olduğu gebeliklerde çoğul gebeliğe bağlı erken doğum, düşük doğum ağırlığı gibi bazı riskleri azaltmak için fetus sayısını azaltmak için yapılan girişimdir. Bunun için ultrason eşliğinde fetuslardan bir ya da daha fazlasının kalbine potasyum klorür (KCl) denen madde annenin karnından ince bir iğne yoluyla verilir. Kalbi duran fetus zaman içinde (4–5 hafta olabilir) küçülür ve kaybolur. İşlemin diğer bebeklere zararı yoktur. İşlem yapılan gebelik %4-5’inde gebeliğin bütün fetuslarla beraber tamamen düşükle sonuçlanma riski vardır.
Bu işlem için en uygun zaman 10-12 gebelik haftaları arası dönemdir. Daha erken haftalarda yapılamama nedeni “eğer gelişim potansiyeli düşük ya da kendiliğinden sonlanabilecek olan gebeliklerin kendiliğinden sonlanmasını beklemek içindir”.Daha sonraki haftalarda da eğer bebeklerden bir ya da ikisinde özel bir sorun görülüyor ve yaşamla bağdaşmayacağı düşünülüyorsa bu işlem uygulanmaktadır.

İkizlerden birisinin ölü diğerinin canlı olması – İkiz eşinin intrauterin ölümü (İkiz eşi ex)
İkizlerden birisinin rahim içerisinde ölmesi durumudur. İkiz gebeliklerin %3-5’inde görülür. Bebeklerden birisinin ölü olması canlı olan bebek açısından da bazı riskler oluşturabilir.
Bu durumda özellikle ikizler monokoryonikse (iki bebeğin tek ortak plasentası varsa) canlı bebek için risk daha fazladır ve canlı olan bebekte ciddi nörolojik hasar, dizigotik ikizlere oranla 3-4 kat daha fazla oluşmaktadır. Doğumun ne zaman yaptıralacağı kararını vermek bu durumda zordur, canlı bebeğin kaç haftalık olduğu ve gelişimini tamamlamış olup olmaması gibi durumlar bu kararı etkiler. İkizlerin monokoryonik (iki bebeğin tek bir plasentası var) veya dikoryonik olması da (iki bebeğin ayrı plasentaları olması) doğum kararını etkileyecek bir kriterdir. İkizlerden birisinin ölü olması her zaman canlı bebeğin hemen doğurtulması gerektiği anlamına gelmez, karar o hastadaki obstetrik duruma göre değişebilir. Ancak genel olarak monokoryonik ikizlerde yaşayan bebek daha yüksek risk altında olduğu için fazla beklenmeden doğurtulur, dikoryonik ikizlerde ise yaşayan bebeğin zarar görme riski az olduğu için gerekli ise doğum daha fazla ertelenebilir.

Gebelik boyunca vücutta hemen her organda ve sistemde çeşitli

GEBELİKTE VÜCUTTAKİ FİZYOLOJİK DEĞİŞİKLİKLER
HAMİLELİKTE VÜCUTTA OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER
Gebelik boyunca vücutta hemen her organda ve sistemde çeşitli değişiklikler meydana gelir.

Anne adayı hem bebeğin ve bebek eşi ile eklerinin ağırlığından dolayı hem de kendisinde yağların artması, kan hacminin artması ve memelerdeki, rahimdeki büyümeden dolayı kilo alır.

– Gebelikte anne vücudunda su tutulumu artar.
– Kan hacmi artar. Yaklaşık 1500 ml kan hacmi artışı olur, bunun 1200 ml’si plazma 300 ml kadarı eritrositlerden oluşur. Plazma daha çok arttığı için dilüsyonel anemi meydana gelir. Hemoglobin ve hematokrit değeri azalır.
– Gebelikte kanda trigliseridler ve total kolesterol, HDL, LDL, VLDL ve serbest yağ asitleri artar.
– Demir ihtiyacı artar ve besinlerle karşılanamaz hale gelir, ek demir hapları gerekir.
– Normalde bir kadında 3.5 litre olan kan volümü gebede yaklaşık 5 litre olacak kadar artar.
– Gebelikte kanda beyaz küre (lökosit) artışı olur. Lökosit artışı nötrofil kaynaklıdır, lenfositler değişmez.
– Trombosit düzeyi azalır.
– Sedimentasyon hızı ve C-reaktif protein gibi akut faz reaktanları yükselir. Sedimentasyonun artmasından esas sorumlu olan parametre fibrinojenin artmasıdır.
– Gebelikte bağışıklık sistemi (humoral ve selüler immünite) supresedir yani baskılanmış haldedir.
– Gebelikte kanda koagulasyon yani pıhtılaşmaya eğilim artar.
– Gebelikte kalp atım hızı 10 atım/dakika artar. Kalbin pompaladığı kan miktarı artar.
– Gebelikte göğüs kafesi genişler, diafram yükselir.
– İdrarla az miktarda glikoz (şeker) atılması yani glikozüri gebelikte normaldir.
– Uterusun (rahmin) yaptığı baskıya bağlı ve progesteron hormonunun etkisinden dolayı idrar yolarında (üreterlerde) genişleme meydana gelebilir.
– Günlük idrar çıkışı artar ve sık idrara çıkma meydana gelir.
– Diş eti hipertrofisi (epulis) ve kanaması meydana gelebilir.
– Gebelikte hemoroidler (basur) artabilir.
– Safra taşı oluşma riski artar.
– Omurganın bel bölümünde eğim artar (lordoz) .
– Pelvis (leğen kemiği) eklemlerinde gevşeme meydana gelir.
– Gebelikte akciğerlerde tidal volüm artar ve rezidüel volüm azalır.
– Glomerüler filtrasyon hızı artar.
– Plasma kreatinin azalır.
– Plasma üre azalır.
– Alkalen fosfataz (ALP) fizyolojik olarak artar.
– Pplazma total protein ve  albumün azalır. Total globulin artar.
– Gebelikte anne serumunda biluribin düzeyi azalır, safra asitleri artar.
– Gebelikte anne serumunda karaciğer enzim düzeyleri (ALT, AST) azalır.
– Gebelikte göz içi basınç azalır. Ödemden dolayı korneal kalınlık artabilir.
– Gebelikte bikarbonat eşiği azalır, kan düzeyi düşer (respiratuar alkolozu kompanse etmek için)
– Gebelikte yağ dokusunda lipolitik aktivite artar
– Karaciğerde lipoprotein lipaz aktivitesi azalır.
– Uterus (rahim) büyüklüğü gebeliğin son ayında 5 litre kadar hacime sahiptir. Doğuma yakın dönemde uterusun ağırlığı 1000 gr civarına ulaşır.
– Gebelikte ilk trimesterlarda normalde kan basıncında (özellikle diastolik basınç) düşme izlenir, son aylarda tekrar gebelik öncesi düzeyine yükselir. Doğum sırasında ise hem sistolik hem diastolik kan basıncında yükselme izlenir.
– Gebelikte kalp hızı ve kardiyak output artar, doğum esnasında daha da fazla artış gösterir. Birinci ve üçüncü kalp sesleri sertleşir. Gebelikte sistolik üfürüm duyulması normal olabilir ancak diastolik üfürüm her zaman patolojik kabul edilmeliri.
– EKG’de hafif sol aks deviasyonu görülür.
– Gebelikte böbrek boyutları hafif artar. Glomerüler filtrasyon hızı artar. Anne serumunda üre, kreatinin, ürik asit düzeyi azalır. Kreatinin klirensi artar.
– Günlük idrar hacmi artar.
– Üreterlerde hafif genişmele olur (özellikle sağda)
– Gebelikte serum total kalsiyum düzeyi azalır ancak serbest kalsiyum düzeyi değişmez. İdrarla kalsiyum atılımı artar.
– Gebelikte anne plazmasında sodyum (Na) ve potasyum (K) düzeyleri düşer.
– Gebelikte solunum hızı değişmez. Diaframın yükselmesinden dolayı total akciğer kapasitesi ve rezidüel kapasiteler azalır. Dakikalık ventilatuar volüm artar. Akciğer kompliansı değişmez ancak total akciğer direnci azalır ve hava yolu iletimi artar.
– Gebelikte arterial pCO2 hafif azalır, kompanse respiratuar alkaloz meydana gelir. HCO3 (bikarbonat) azalır. Plazma pH’ı hafif artar, alkalileşir.
– Kanda pH arttığı için hemoglobin-oksijen dissosiasyon eğrisi sola kayar, annede hemoglobinin oksijene afinitesi artar.
– Gebelikte midede asit salgısı azalır ve mukus salgısı artar, bu nedenle peptik ülseri olan hastalarda gebelik döneminde iyileşme görülür.
– Mide içeriğinin geri ağıza doğru gelmesiyle göğüste yanma pyrosis (heartburn, gebelik reflüsü) meydana gelebilir.
– Gebelikte hipofiz bezinde hafif büyüme izlenir.
– Gebelikte total T3 ve T4 artar, serbest T3 ve serbest T4 değişmez (tiroid hormonları). TRH ve TSH değişmez. T3 resin uptake’i azalır.
– Gebelikte kortizon hormonu düzeyi artar.
– Fizyolojik hiperpartiroidizm meydana gelir. Kalsitonin ve 1.25 dihidroksi vitamin D3 düzeyleri de artar.
– Testosteron ve androstenedion artar. DHEA-Sülfat azalır.
– Anne serumunda östrojen ve progesteron düzeyleri artar. FSH ve LH bu artmadan dolayı baskılanır. En çok artış gösteren östrojen E3 (Estriol)’dür ancak yinede düzeyi E2 (Estradiol) seviyesini geçemez, en yüksek düzeyde bulunan E2’dir. En az düzeyde bulunan östrojen E4 (Estetrol)’dür.
– Gebelikte kanda kolloid onkotik basınç azalır.
– Gebelikte hemokonsantrasyon meydana gelir.

Ciltteki değişiklikler:
– Striae gravidarum: Karında oluşan çatlaklar
– Yüzde koyu renk lekelenmeler  (kloazma, melasma , gebelik maskesi)
– Yüzde kırmızı lekeler (Vasküler spider)
– Linea nigra : Karın ortasında renk koyulaşması
– Palmar eritem (El içlerinde kızarıklık)
– Granuloma Gravidarum (Piyojenik granulom)
– Hemanjiyom: Sıklıkla boyunda ve boyunda meydana gelir, doğumdan sonra kaybolur.
– Varisler (Damarlarda belirginleşme) : Hamilelikte normal fizyolojik bir değişiklik değildir.

Memelerdeki değişiklikler:
– Ağrı hassasiyet
– Özellikle 2. aydan itibaren memelerde büyüme başlar
– Meme başı büyür ve koyu pigmente hal alır
– Areola genişler ve koyulaşır

Gebelik takibi gebeliğin başından doğum sonrasına kadar

GEBELİK (HAMİLELİK) TAKİBİ
Gebelik takibi gebeliğin başından doğum sonrasına kadar anne ve bebeğin durumunu değerlendirmek, anne-babayı bilgilendirmek, anne ve bebekle ilgili olası sorunları önlemek veya tespit etmek amacıyla yapılan muayenelerdir. Bu muayenelerin gebelik oluşmadan önce çiftlerin gebelik planladığı anda başlaması daha doğrudur çünkü bu durumda gebelikten önce annede gebelikle ilgili veya başka konuda bir problem varlığı araştırılır, gebeliğe hazırlık için vitamin ve gerekirse başka ilaçlar verilir, aile gebelik hakkında bilgilendirilir, böylece annenin gebeliğe en sağlıklı şekilde başlaması sağlanır.

Gebeliğin planlanması durumunda yapılacaklar:
Gebelik oluşmadan önce henüz planlama aşamasında doktora başvurduğunuzda anneye çeşitli tahliller yapılır ve bunların sonuçlarına göre gebelik açısından oluşabilecek riskler önlenmeye çalışılır. Örneğin annede kansızlık varsa gebelikten önce düzeltilir. Kızamıkçık ve benzeri enfeksiyon hastalıklarını geçirip geçirmediği araştırılır. Eğer anne kızamıkçık geçirmemişse gebelik sırasında geçirmemesi için çok dikkatli olması gerekir çünkü gebelikte kızamıkçık enfeksiyonu geçirmek sorunlara neden olabilir. Anne adayı aşırı kilolu ise gebelik öncesi kilo vermesi önerilir. Anne adayında diabet söz konusu ise gebelik öncesi kan şekeri düzenlenmelidir. Anne adayına ilaç, sigara ve alkol kullanımı konusunda bilgi verilir. Gebelik planlayan bütün kadınlara NTD (nöral tüp defekti) proflaksisi için önerilen proflaktik dozda folik asit vitamini başlanır. Riskli yörelerde hemoglinopatiler, kistik fibrozis gibi hastalıklar için taşıyıcılık araştırılır.

Daha sonra gebeliğin durumuna göre değişmekle beraber doktorunuz sizi hemen hemen ayda 1 muayene edecek ve değerlendirecektir. Her muayenede annenin tansiyonu ve kilosu ölçülür. (Gebelikte kilo alımı) Bazı aylarda yapılan tahliller vardır, bunlar yapılır. Bebeğin kilosunun ayına göre normal olup olmadığı ultrason ile değerlendirilir. Bebekte anomali varlığı araştırılır bunun için özellikle 5. ayın sonunda hasta ayrıntılı ultrasonografiye yönlendirilir. Doğuma yakın dönemde yapılan muayenelerde annenin doğum yolu ve kemik yapısı vajinal muayene yapılarak bebeğin duruşuna ve kilosuna göre kıyaslanır ve normal doğumun mümkünatı konusunda yaklaşık bir tahmin yürütülür. Yine de doğum anına kadar normal doğumun kesin olarak gerçekleşeceği garanti edilemez ve bilinemez. Bazı durumlarda bebek ters durduğu için veya başka sebeplerle normal doğumun başlaması beklenmez ve doğum başlamadan önce sezaryen günü belirlenir ve doğum sezaryen ile gerçekleştirilir.

Annenin beslenmesinin aşırı yetersizliği söz konusu olmadığı sürece her gebeye rutin multivitamin desteğini önerilmemektedir. Beslenme problemi olanlara ya da vejeteryanlara multivitamin hapları verilir. Gebelikte kullanılan ilaçlar ve vitaminler ayrı bir konuda anlatılmıştır.

HBsAg anne adayının hepatit (sarılık) geçirip geçirmediğini saptamak için yapılır. Eğer anne adayında HBsAg (+) ise, doğum sırasında bebeğe geçme riskini önlemek için doğumdan hemen sonra bebeğe hiperimmünglobulin ve aşı yapılmalı, aşı doğumdan sonraki 2. ve 6. aylarda tekrarlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın önerisi ile tüm yenidoğanlara hepatit B aşısı yapılmaktadır. HBsAg (-) olan gebelere, hastalığa karşı koruyucu olarak hepatit B aşısı yaptırmaları önerilir.

Gebelik boyunca sırasıyla hangi haftalarda hangi aylarda hangi tahlillerin yapılacağını buraya tıklayarak ayrıntılı olarak okuyabilirsiniz.

Gebelikte kullanılan ilaç ve vitaminleri buraya tıklayarak ayrıntılı olarak okuyabilirsiniz.